Ortak Yazılı Sınav sistemi uygulamasına ilişkin son kararı Danıştay verecek
Milli Eğitim Bakanlığı, birinci dönem yazılılarına kısa bir süre kala Ortak Yazılı Sınav Sistemi uygulama kararı aldı. Pilot uygulama yapılmadığı gerekçesiyle eleştirilen düzenlemeye ilişkin son sözü Danıştay söyleyecek.
Sözcü · 23 Ekim 2026
Milli Eğitim Bakanlığı bu yıl ilk kez 5., 6. ve 7. sınıflara, 3 Kasım 2026’da yapacağı Fen Bilgisi Sınavı ile Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) başlatıyor. İlköğretim okullarında Türkçe, İngilizce, fen, matematik, sosyal, din kültürü ve ahlak bilgisi sınavları ile ortaöğretim 9., 10. ve 11. sınıflarda Türk Dili ve Edebiyatı, biyoloji, kimya, coğrafya, din kültürü ve ahlak bilgisi yazılı sınavları 13 Kasım’a kadar sürecek.
İktidara yakın Eğitim Bir Sen’in de aralarında yer aldığı, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen, Eğitim İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sen, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Dayanışma Sendikası ilk kez ortak yazılı sınavlara karşı birleşti. OYSS’nin, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na aykırı olduğu ve öğretmenleri merkezden gönderilen soruları uygulayan bir görevliye indirgeyerek, sistem dışına ittiğini savundular.
10 EYLÜL’DE SINAV DUYURULDU MU?
MEB bu eleştirilere, “2025-2026 eğitim yılında 81 ilde 150 ortaokul ve 152 lisede çalışma yapıp, 2 bin 110 sınav evrakını inceledik. 8-12 Haziran 2026’da 11 ilde, 9. sınıf din kültürü (880 okul) ve 10. sınıf felsefe (1.119 okul) derslerinden 1.999 okulda sınav yapıldı. 2026-2027 eğitim yılı tabloları ve senaryoları 10 Eylül 2026’da duyuruldu” diye cevap verdi.
10 Eylül 2026’da, MEB’in ortak yazılı sınavlarla ilgili resmi yazı göndermediği, genelge yayımlanmadığı veya ulusal basına bir açıklama yapmadığı ortaya çıktı. Bakanlığın açıklaması Haziran 2026’da, 81 ilden 11’indeki 1.999 okulda yapılan ortak yazılı sınavların, 70 ildeki 73 binden fazla okul ve 1 milyon öğretmenden gizlendiğini ortaya çıkardı.
“OYSS’nin iptali için Danıştay’a, yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtık. Öğretmenlerin yetkisi sınırlandırılıyor. Okul zümrelerine sadece 2 soru hazırlatılırken, sınavdaki diğer sorular merkezi soru havuzuna bağlanıyor. Havuz soruları, öğretmenlerin erişimine sınavdan sadece 4 gün önce açılıyor. Öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini izleyen ve ihtiyaçlarını belirleyen öğretmenin ölçme-değerlendirmedeki belirleyici rolü ortadan kaldırılıyor. Öğretmen, merkezden gönderilen soruları uygulayan ve sonuçları sisteme aktaran bir görevliye indirgenemez. Okulların koşulları, sınıf mevcutları ve öğrencilerin eğitim olanakları da eşit değil. 40 kişilik sınıf ile 15 kişilik sınıfta aynı öğrenme koşulları yok. Bu durum gözetilmeyerek, farklı öğrenme süreçleri yok sayılarak sınav standartlaştırması mevcut eşitsizlikleri derinleştirecek. Soru bazında puan girişi zorunluluğu, öğretmenlere idari iş yüklüyor. Sınavların okunup, bilgisayarlara aktarılması için yeterli bilgisayar, internet sağlanmadan sorumluluk öğretmenlere bırakılamaz. Mesleki yetkisi daraltılan öğretmenlere angarya yükleniyor.”
Ortak yazılı sınavları eleştiren Eğitim Gücü Sen Genel Başkanı Oğuz Özat, “Öğretmene, 24 saat internet üzerinden ölçme ve değerlendirme görevi vereceksiniz. En düşük internet paketi 800 lira, en ucuz bilgisayar 500 dolar (25 bin TL). Öğretmenlere bu görevi veren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyorum, öğretmenler açlık sınırındaki maaşlarıyla, bilgisayarı ve interneti nasıl alsın?” dedi.
Başkan Özat şöyle konuştu: “MEB’in ortak yapacağı her yazılı sınav için 4 sayfa cevap isteniyor. Her soru için ayrı not verilip, sisteme girilecek. Öğretmenin tüm bunları yapabilmesi için MEB, öğretmenlere bilgisayar vermiyor. Bilgisayarın ötesinde bunlar için okullarda kağıt ya da fotokopi makinesi de yok. Yarın bir öğretmen, ‘maaşımla internet ve bilgisayar alamıyorum’ derse, MEB ne yapacak? O öğretmenin öğrencileri ne olacak? Okullardaki durumdan haberi olmayan Bakanlık, ortak yazılı sınav yapmaya kalkışıyorsa, önce alt yapısını sağlasın”
Ankara-Çankaya’daki bir öğrencinin seviyesi ile Ağrı’da bir mezrada, karda kışta yollara düşüp okula zar zor ulaşan bir öğrencinin seviyesi aynı mı? Eğitime erişim şansları eşit olmayan bu çocukların aynı sınav ve sorularla değerlendirilmesi haksızlık. Ağrı’da, Hakkari’de, Şanlıurfa’daki çocuklar branş öğretmeninden ders dahi göremiyor. Ücretli öğretmenlerin ders verdiği çocuklar, özel ders alan çocuklarla yarıştırılmaz. Bu sistem hem öğretmen hem de öğrenciler açısından çok ciddi sıkıntılar içeriyor. Öğrencinin beceri ve yeteneklerini öğretmeni görebilir.”
Kaynak: Sözcü — Eğitim Haberleri