Kriz durumlarında çocukların sürecinde okul ve aile iş birliği ele alındı
Ailelerle yaptığım çalışmalarda defalarca tanık olduğum bir gerçek var: Çocuklar krizleri tek başlarına değil, ilişkiler içinde atlatır.
Hürriyet · 19 Ekim 2026
Ailelerle yaptığım çalışmalarda defalarca tanık olduğum bir gerçek var: Çocuklar krizleri tek başlarına değil, ilişkiler içinde atlatır. Bir çocuğun yaşadığı sarsıntının ne kadar derin bir iz bırakacağını çoğu zaman olayın kendisi kadar, etrafındaki yetişkinlerin hem birbirleriyle hem de çocukla nasıl konuştuğu belirler. Bu yüzden kriz anında okul ve ailenin birbirini suçlayan iki taraf gibi değil, aynı çocuğun etrafında kenetlenen tek bir destek ağı gibi davranması hayati önem taşır.
KRİZ NEDEN İŞ BİRLİĞİNİ ZORLAŞTIRIR? Kriz anında herkes kendini tehdit altında hisseder. Veliler çocuklarının güvenliğinden endişe eder; öğretmenler ve idareciler ise hem öğrencilerini korumaya hem de kurumsal sorumluluklarını yerine getirmeye çalışır. Kaygı yükseldiğinde insanlar iki tanıdık tepkiye yönelir: ya suçlayacak birini arar ya da içine kapanır.
Bu noktada sık gözlediğim bir kısır döngü başlar. Okul bilgi vermekte gecikir; bilgi boşluğunu söylentiler ve sosyal medya doldurur. Veli öfkelenir, okul savunmaya geçer. Kriz evde başladığında da benzer bir tablo görülür. Ailede bir kayıp, ayrılık ya da ağır bir hastalık yaşandığında bu bilgi çoğu zaman okulla paylaşılmaz; öğretmen de çocuğun değişen davranışını anlamlandıramaz, hatta yanlış yorumlayabilir. Her iki durumda da gerginliğin ortasında kalan çocuktur. Çocuk, yetişkinlerin birbirine güvenmediğini hissettiğinde, dünyanın gerçekten güvensiz bir yer olduğu sonucuna varabilir.
KRİZİ BİRLİKTE ANLAMLANDIRMAK Aile yılmazlığı üzerine yapılan çalışmalar, özellikle Froma Walsh’un yaklaşımı, bize önemli bir şey söyler: Yılmazlığı yüksek aileler kriz yaşamayan aileler değil, krizi birlikte anlamlandırabilen, esneyebilen ve açık konuşabilen ailelerdir. Aynı ilke okul-aile ilişkisi için de geçerlidir.
Yılmazlığı besleyen üç temel kaynak burada da yol göstericidir: • Ortak anlam: “Başımıza ne geldi ve bununla nasıl baş edeceğiz?” sorusuna okul ve ailenin birlikte cevap araması. • Esneklik ve bağlılık: Rolleri duruma göre ayarlayabilmek ama birbirinden kopmamak. • Açık iletişim: Duyguları da bilgileri de saklamadan, çocuğun yaşına uygun biçimde paylaşmak.
Alfred Adler’in aidiyet vurgusu ile William Glasser’in Seçim Kuramı, kriz anında çocuğun iki temel deneyimini birlikte düşünmemize imkân verir: Bir yere ait olduğunu hissetmek ve bütünüyle çaresiz olmadığını görebilmek. Çocuk için “Ben buraya aitim, beni önemseyen ve koruyan yetişkinler var” duygusu, güvenliğin ilişkisel temelini oluşturur. Bunun yanında, yaşanan krizin kendisi çoğu zaman kontrol edilemez olsa da hem çocuğun hem de çevresindeki yetişkinlerin kontrol edebildiği bir alan vardır. Çocuk kendi davranışları, yardım isteme biçimi ve duygularını ifade etmesi üzerinde bir etkiye sahipken; yetişkinler de çocuğa nasıl yaklaştıkları, nasıl konuştukları, ne kadar sakin ve tutarlı davrandıkları üzerinde seçim yapabilirler. Kriz anında çocuğun güvenlik duygusunu çoğu zaman tam da bu yetişkin tutumları şekillendirir. Bu açıdan aidiyet duygusu çocuğa “yalnız değilsin” mesajını verirken, kontrol edilebilen tutum ve davranışlara yönelmek de hem çocuğa hem yetişkinlere “tamamen güçsüz değiliz” duygusunu kazandırır. Okul ve ailenin görevi, bu iki zemini birlikte güçlendirmektir.
KRİZ ANINDA İŞ BİRLİĞİ İÇİN SEKİZ İLKE Bu ilkelerin hepsinin pusulası tek bir sorudur: “Bu süreçte attığımız her adım çocuğun yüksek yararını gözetiyor mu?” Kriz anında okulun itibarını korumak, velinin öfkesini yatıştırmak ya da prosedürü tamamlamak gibi kaygılar kolayca öne geçebilir. Oysa olayın sınıfta nasıl konuşulacağından çocuğun okula ne zaman döneceğine, sınıf değişikliğinden sosyal medyaya neyin yansıyacağına kadar her kararda ölçüt çocuk olmalıdır.
Bu; çocuğun mahremiyetini korumak, kırılganlığını gözetmek, onu yaşına uygun biçimde dinlemek ve görüşünü dikkate almak demektir. Bu yaklaşım, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çocuğun yüksek yararı ve görüşünün dikkate alınması ilkeleriyle de uyumludur. Bu pusulayı ortak kabul eden okul ve aile şu ilkelerle hareket edebilir:
1. Güven krizden önce kurulur. Kriz anında ilişki sıfırdan kurulmaz; önceden kurulmuş ilişki kullanılır. Eğitim-öğretim yılının başında velilerle tanışmak, iletişim kanallarını belirlemek, okulun kriz planını ve kriz ekibinde kimlerin yer aldığını ailelerle paylaşmak zor günlerde işleri kolaylaştırır.
2. Önce güvenlik, sonra doğru ve tek ağızdan bilgi. Kriz anında ilk iş, çocukların fiziksel ve duygusal güvenliğini sağlamak ve gerektiğinde onları ailelerine güvenle ulaştırmaktır. Ardından okul, bildiklerini zamanında ve sade bir dille aktarmalıdır. Henüz bilinmeyenleri de “Şu an bunu bilmiyoruz, öğrendiğimizde paylaşacağız” diyerek açıkça söylemek, söylentinin önünü keser.
3. Çocukla dürüst ve yaşına uygun konuşmak. Çocuklar sessizliği çoğu zaman gerçeğin kendisinden daha korkutucu yorumlar. Olanı yaşına uygun, kısa ve dürüst cümlelerle anlatmak, sorularına zaman tanımak ve duygularını adlandırmasına yardım etmek gerekir. Okulda ve evde birbiriyle çelişmeyen bir dil kullanılması, çocuğun zihnindeki belirsizliği azaltır. Konuşmayı, neyin değişmediğini ve kimlerin yanında olduğunu hatırlatan umut verici bir cümleyle bitirmek de en az bilginin kendisi kadar önemlidir.
4. Suçlu değil çözüm aramak. W. Glasser’in yıkıcı alışkanlıklar olarak tanımladığı eleştirmek, suçlamak, şikâyet etmek ve tehdit etmek ilişkiyi zayıflatır. Buna karşılık dinlemek, desteklemek, saygı göstermek ve farklılıkları müzakere etmek ilişkiyi güçlendirir. Kriz sonrasında hataların değerlendirilmesi elbette gerekir; ancak önce çocuğun ihtiyaçları gelir.
5. Rutini korumak. Okul ve ev, mümkün olduğunca olağan düzeni sürdürmelidir. Tanıdık rutinler çocuğa “Hayat devam ediyor” mesajı verir ve güven duygusunu destekler.
6. Önce yetişkin kendini düzenlemeli. Çocuklar yalnızca olayın kendisini değil, yetişkinlerin olaya verdiği tepkileri de okur. Kendi kaygısını fark eden ve bunu düzenleyebilen bir ebeveyn ya da öğretmen, çocuğa güçlü bir baş etme modeli sunar.
7. Gözlemleri paylaşmak. Uyku ve iştah değişiklikleri, içe kapanma, okula gitmek istememe, yaşından küçük davranışlara dönme gibi işaretler evde ve okulda farklı biçimlerde görülebilir. Bu tepkilerin çoğu olağan dışı bir olaya verilen olağan tepkilerdir ve zamanla azalır. Ancak haftalar geçtiği hâlde süren ya da yoğunlaşan belirtiler dikkatle ele alınmalıdır. Öğretmenin ve ailenin gözlemlerini düzenli biçimde paylaşması, gerektiğinde rehberlik servisine ve uzman desteğine zamanında yönlendirmeyi mümkün kılar.
8. Kırılgan aileleri gözetmek. Kayıp yaşayan, göç etmiş, tek ebeveynli ya da zaten zor bir dönemden geçen aileler krizden daha ağır etkilenebilir. Bu ailelere ayrıca ve sessizce ulaşmak, iş birliğinin en insani yüzüdür.
KRİZ ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASI Her kriz; öncesi, sırası ve sonrasıyla bir bütün olarak ele alınmalı ve her evrenin hazırlığı ayrı ayrı yapılmalıdır. Önceden kurulan ilişki ve yapılan hazırlık krizi karşılamayı, kriz sırasındaki tutum onu atlatmayı, sonrasındaki değerlendirme ise ondan öğrenmeyi mümkün kılar. Kriz geçtikten sonra okul ve ailenin birlikte “Ne yaşadık, ne öğrendik, bir dahaki sefere neyi farklı yaparız?” diye sorması, yaşananı ortak bir deneyime dönüştürür. Bu konuşma, bir sonraki zor günün hazırlığıdır.
Ailelerle çalışırken sıkça şunu gözlemlemek mümkün: Aynı sarsıntıyı yaşayan iki çocuktan biri daha güçlü çıkarken diğeri uzun süre zorlanabiliyor. Aradaki farkı çoğu zaman çocuğun çevresindeki yetişkinlerin birlikte hareket edip etmemesi belirliyor. Okul ve aile kriz anında karşı karşıya değil, yan yana durduğunda çocuğa verilebilecek en güçlü mesajı verir: “Yalnız değilsin; seni iyi ve güvende hissettirmek için hep birlikte buradayız.”
PROF. DR. YAŞAR ÖZBAY KİMDİR? Prof. Dr. Yaşar Özbay, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde öğretim üyesi. Uzun yıllardır ilişki-evlilik-aile danışmanlığı alanında çalışmaktadır. Araştırmalarını ve uygulamalarını, ailelerin zorluklar karşısında nasıl güçlendiğini inceleyen aile yılmazlığı üzerine yoğunlaştırdı. Aile ilişkileri, yılmazlık ve ilişkilerde onarım konularında Türkçe ve İngilizce çok sayıda çalışması bulunuyor.
Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberleri, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi Hurriyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
Kaynak: Hürriyet — Eğitim Haberleri