Ortaöğretim

Eğitim ortamlarında güvenliğin ve çocukları korumanın önemi yeniden gündeme geldi

Okulların çocuklar için güvenli bir sığınak olması gerektiği vurgulanırken son dönemde yaşanan saldırılar endişe yaratıyor. Eğitimin niteliği kadar çocukların kendilerini okul ortamında güvende hissetmelerinin önemi öne çıkıyor.

Hürriyet · 26 Ekim 2026

Eğitim ortamlarında güvenliğin ve çocukları korumanın önemi yeniden gündeme geldi

Bizde de durum farklı değil. Turgutlu’da şüphelinin olaydan bir gün önce okul önünde kavga ettiği basına yansıdı. Öğretmenlerle yaptığım eğitimlerde ben de benzer bir tabloyla karşılaşıyorum: bir şeylerin ters gittiğini sezen biri çoğu zaman oluyor, ama bunu kime ve nasıl anlatacağını bilmiyor ya da çeşitli engellerle karşılaşıyor.

Bir önceki yazımda her okulda bir çocuk koruma kurulu kurulmasını önermiştim. Bugün yaşadıklarımız bu kurulun neden gerekli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bir öğretmen, bir öğrenci ya da bir veli “bu çocukta bir şeyler ters gidiyor” dediğinde, bu endişenin iletileceği kurullar olmalı. Kurul durumu değerlendirir, gerekirse çocukla, ailesiyle ve ilgili kurumlarla birlikte harekete geçer. Amaç kimseyi damgalamak ya da cezalandırmak değil; işler kötüye gitmeden zor durumdaki çocuğu görmek ve ona uzanmak. Dünyada bu işin adı tehdit değerlendirmesi. Bizde ise kendi çocuk koruma sistemimizin doğal bir parçası olabilir.

Bir şeyi daha söylemem gerekiyor: aslında saldırıyı yapan da bir çocuk. Son günlerde bu çocuklardan “canavar” ya da “içine şeytan girmiş” diye söz edildiğini sıklıkla duyuyoruz. Bu öfkenin haklı nedenleri elbette var, ancak öfkelenmenin ya da nefret söylemlerinin bize bir yararı yok. Bir çocuğu ya da genci canavar olarak etiketlediğimizde, onu o noktaya getiren nedenleri fark etme ve daha yolun başındayken kurtarma ihtimalimizi de ortadan kaldırıyoruz.

Çocuk koruma açısından bu düzenlemeyi önemli buluyorum, çünkü zorbalık da nefret söylemi de şiddeti öven içerikler de çocuklara artık en çok ekrandan ulaşıyor. Ama iki konuda dikkatli olmalıyız. Son üç saldırının ikisinde şüpheli 15 yaşındaydı, yani yasağın sınırının hemen üstündeydi. 15-18 yaş grubu için platformlardan beklenen korumalar kağıt üzerinde kalmamalı. Diğer bir konu da yasağın sınırlarıyla ilgili. Havuzun etrafına çit çekmek çocuğu korur, ama ona yüzme öğretmez. Yasak da bir çite benzer. Çocuklarımızın dijital dünyada yüzmeyi öğrenmesi ise ailelerin ve okulların işi. Bir çocuğun ekranda neyle karşılaştığını, neler yazdığını ilk fark edenler yine anne babası, arkadaşları ve öğretmenleri oluyor. Diğer çok önemli bir konu da saldırıya tanıklık eden çocuklar. Saldırı sabahı o bahçede olan, arkadaşının yaralandığını gören yüzlerce çocuk vardı. Onların okula nasıl döneceğini, korkularıyla kimin ilgileneceğini de planlamak zorundayız. İlgili Bakanlıklar, okullarda ve okul çevresinde uygulanan güvenlik önlemlerini gözden geçirdiklerini açıkladı. Umarım bu gözden geçirme kamera ve görevli sayısıyla sınırlı kalmaz. Çocukları en iyi tanıyanlar, her gün onlarla yüz yüze olan insanlar. Kalıcı güvenliği ancak bu insanlara eğitim vererek ve onlara açık bir görev tanımı vererek kurabiliriz. Ayrıca güvenli bir okul iklimi oluşturmak için okullarda çocuk koruma kurullarının bir an evvel hayata geçmesi kalıcı ve önleyici çözümler için elzemdir. Hayatını kaybeden öğrencilerimizi ve öğretmenimizi rahmetle anıyorum.

Kaynak: Hürriyet — Eğitim Haberleri